İstanbul Bilgi Üniversitesi Santral İstanbul kampüsünün ilham verici atmosferinde, Blockchain Türkiye Platformu (BCTR) tarafından gerçekleştirilen panel, finans dünyasının yalnızca teknolojik dönüşümünü değil, “para”, “güven” ve “değer” kavramlarının nasıl yeniden tanımlandığını masaya yatırdı.

Moderatörlüğünü; Bilgi Üniversitesi Bilgisayar Teknolojileri Bölümü Öğretim Üyesi ve BCTR Danışma Kurulu Üyesi Dr. Çağla Gül Şenkardeş’in üstlendiği panelde; yeni teknolojiler ve dijital dönüşüm alanında araştırmacı ve yazar Ahmet Usta; Paribu’da dijital varlıklar, kripto düzenlemeleri ve yeni nesil finansal teknolojiler konusunda uzmanlaşmış hukuk ve uyum uzmanı Av. Aysu Düz ve Yapı Kredi Bankası Dijital Varlık Ürün Sahibi ve Başkan Yardımcısı Ali Akarçay değerli görüşlerini paylaştı.

Finansal teknolojilerin (Fintech) hayatımıza tamamen entegre olduğu ve teknolojinin finansla buluştuğu bu yeni dönemde; blokzinciri ve yapay zekanın bu mevcut finansal düzeni nereden, nasıl ve ne kadar bozacağını konuşmacıların derinlikli analizleriyle derledik.

Blokzinciri: Altyapıda Bir Devrim mi, Mevcut Sisteme Bir Yama mı?

Blokzinciri teknolojisinin finansal sistemlerdeki yerini sorgulayarak paneli açan Dr. Çağla Gül Şenkardeş, bu teknolojinin kökten bir devrim mi yoksa geleneksel yapının üzerine inşa edilen bir katkı mı olduğuna yönelik sorularını sırasıyla katılımcılarla paylaştı.

Ahmet Usta, blokzinciri teknolojisinin özünde oldukça yalın bir mantığa dayandığını belirterek söze başladı:

“Blokzinciri; birden fazla katılımcının kendi arasında, merkezi bir otoriteye ihtiyaç duymaksızın, silinemez ve değiştirilemez veri kayıtları tutmasını sağlayan bir yapıdır. Bu sistemde güven, kurumların veya kişilerin beyanlarından değil, doğrudan algoritmanın kendisinden ve kriptografiden gelir.”

Usta, blokzincirinin devrimsel niteliğini şu noktalarla açıkladı:

  • Algoritmik Güven: Geleneksel sistemlerde güven bir “risk” yönetimidir. Blokzinciri teknolojisi bu riski algoritmik seviyede mutlak bir güven protokolüne indirgeyerek aracı denetim ve kontrole olan ihtiyacı ortadan kaldırır. 3 Ocak 2009’da hayata geçen Bitcoin protokolünün kendisi bugüne kadar hiç hacklenmemiştir.
  • Akıllı Sözleşmeler ve Süreç Güvenliği: Blokzinciri sadece veri saklamanın ötesine geçerek; silinemez ve değiştirilemez kod blokları (akıllı sözleşmeler) sayesinde süreçlerin dışarıdan müdahaleye kapalı bir şekilde işletilmesini sağlar.
  • Entegrasyonun Gücü: Blokzinciri, bankacılığı bir günde tamamen ortadan kaldıracak anarşik bir yıkıcı değil; aksine geleneksel finansla entegre olarak son kullanıcı için giderek görünmezleşen, ancak altyapıyı çok daha güvenli ve şeffaf kılan bütünsel bir teknoloji olarak yoluna devam edecektir.

Kripto Varlıklar: Spekülasyon mu, Yeni Bir Finansal Enstrüman mı?

Kripto varlıkların küresel düzeyde ve Türkiye’deki konumuna değinen hukuk ve uyum uzmanı Av. Aysu Düz, bu enstrümanların artık spekülatif birer araç olmaktan çıkıp rüştünü ispatlamış yeni bir varlık sınıfına dönüştüğünü vurguladı.

Türkiye’deki güncel Sermaye Piyasası Kanunu (SPK) düzenlemelerindeki tanıma atıfta bulunan Düz, kavramsal çerçeveyi şöyle çizdi:

“Kripto varlıklar; dağıtık defter teknolojisi (blokzinciri) veya benzer bir teknoloji üzerinde elektronik olarak oluşturulan, saklanan ve transfer edilebilen, dijital bir değeri veya hakkı temsil eden gayri maddi varlıklardır.”

Düz, kripto varlıkların gelişimini şu argümanlarla ortaya koydu:

  • Yirmi Yıllık Olgunluk: Bitcoin whitepaper’ının 2008’de yayımlanmasından bu yana geçen yaklaşık yirmi yıllık süreç, bu alanı basit bir “spekülasyon” olarak nitelendirmek için çok geç kalındığını gösteriyor.
  • Kurumsal Kabul: Dünyanın en büyük finans kuruluşlarının ihraç ettiği Bitcoin ve Ethereum spot ETF’leri (Borsa Yatırım Fonları), kripto varlıkların geleneksel finans dünyası (TradFi) tarafından resmen tescillendiğinin en büyük kanıtıdır.
  • Regülasyon İhtiyacı: Devletlerin bu alanı hızla düzenleme çabası, kripto varlıkların küresel ekonomideki kalıcı ve sistemik gücünü kabul ettiklerini göstermektedir.

DeFi (Merkeziyetsiz Finans): Finansal Mimariyi Kökünden Değiştirmek

Geleneksel bankacılık ile merkeziyetsiz finansın (DeFi) karşılaştırmasını yapan Yapı Kredi Başkan Yardımcısı Ali Akarçay, DeFi’nin finansal altyapıyı nasıl demokratikleştirdiğini ve hızlandırdığını somut verilerle paylaştı:

“Geleneksel finans; merkez bankaları, BDDK, SPK, borsa işletmecileri, uluslararası takas ağları ve muhabir bankalar gibi devasa ve karmaşık bir koordinasyon ağına dayanır. DeFi ise bu kurumsal ve fiziksel organizasyonu doğrudan kodlara, akıllı sözleşmelere ve şifrelemeye devreder.”

Akarçay, DeFi’nin geleneksel bankacılıkta neleri dönüştüreceğini şu başlıklarla özetledi:

  • Atomik İşlemler (Sıfır Takas Süresi): Geleneksel borsalarda işlemler T+2 (iki iş günü) mutabakat süresiyle tamamlanırken, blokzincirinde her işlem atomik olarak, yani dakikalar içinde doğrudan deftere işlenerek kesinleşir.
  • SWIFT İnternasyonal Limitlerinin Aşılması: Yurt dışı para transferlerindeki muhabir banka karmaşası, belirsiz komisyonlar ve günlerce süren transfer süreleri stablecoin (stabilkoin) teknolojisiyle aşılmıştır.
  • Stablecoin Patlaması: Stablecoin şirketlerinin yıllık işlem hacmi 33 trilyon dolara ulaşarak Mastercard ve Visa’nın toplam işlem hacmini (yaklaşık 26-27 trilyon dolar) geride bırakmıştır. Örneğin, yaklaşık 100 çalışanı olan Tether firması 2024 yılında 10 milyar dolar net kâr elde ederken; 85 bin çalışanı olan 100 yıllık dev Morgan Stanley aynı dönemde 9,5 milyar dolar kâr açıklamıştır. Bu, yeni teknolojinin getirdiği inanılmaz operasyonel verimliliği göstermektedir.
  • Sınır Ötesi Erişim ve Finansal Kapsayıcılık: Blokzinciri sayesinde, coğrafi kısıtlar olmaksızın dünyanın herhangi bir yerindeki yatırım ürünlerine veya küresel finansal protokollere doğrudan erişim mümkün hale gelmektedir.

“Trustless” (Güven Gerektirmeyen) Dünyada Güven ve Algı Yönetimi

Dr. Çağla Gül Şenkardeş’in blokzinciri dünyasının en popüler kavramlarından biri olan “trustless” (güven gerektirmeyen) terimini açmasını rica etmesi üzerine Ahmet Usta, bu kavramın akademik ve pratik farklarını açıkladı:

“Geleneksel dünyada ‘güven’ aslında üstlenilen bir risktir. Bir bankaya veya kuruma güvendiğinizde, onların bu güveni istismar etme riskini satın alırsınız. Blokzincirindeki ‘trustless’ kavramı ise ‘güvensizlik’ anlamına gelmez; aksine, aradaki üçüncü şahıslara güvenme mecburiyetini ortadan kaldırarak güveni doğrudan matematiksel algoritmaya teslim etmektir.”

Ancak Usta, bu durumun uygulamadaki risklerine karşı uyardı:

  • Meme Coin Tehlikesi: İnsanlar blokzincirinin algoritmik güvenliğine sığınarak, arkasında hiçbir teknolojik değer veya mantık barındırmayan kedi-köpek veya benzer temalı “meme coin” projelerine kolay yoldan zengin olma hayaliyle yatırım yapıyor. Ancak bu projelerin arka planındaki kurgular ciddi manipülasyonlar barındırabiliyor.
  • Regülasyon ve İnsan Faktörü: Blokzinciri ne kadar güvenli olursa olsun, onu kullanan ve yöneten hâlâ insandır. Küresel piyasalarda siyasi liderlerin açıklamalarıyla veya büyük likidite sağlayıcıların tahtadan çekilmesiyle dakikalar içinde %80’lik çöküşler yaşanabilmektedir. Bu nedenle, kripto borsalarının ve aracıların denetlenmesi; aynı zamanda bu denetleyici kurumların da blokzinciri üzerinde şeffafça izlenmesi şarttır.

İnovasyonu Boğmayan Regülasyon Arayışı

Teknoloji ve regülasyon dengesini değerlendiren Av. Aysu Düz, hukukun tarih boyunca teknolojiyi geriden takip ettiğini ancak bu sürecin yasaklayıcı değil, kolaylaştırıcı olması gerektiğini belirtti:

“Hedefimiz yüksek teknolojiyi yok etmek değil, inovasyonu engellemeyecek koruyucu bir regülasyon inşa etmektir. Türkiye’deki güncel SPK düzenlemesi, platformları ve saklama kuruluşlarını denetim altına alarak rezerv kanıtı (proof of reserves) istemekte ve müşteri varlıklarının şirket varlıklarından ayrılmasını zorunlu kılmaktadır. Bu, yatırımcı güveni açısından son derece doğru bir adımdır.”

Ancak Düz, geçmişteki bazı kısıtlayıcı kararların olumsuz etkilerine dikkat çekti:

  • Ödemeler Yönetmeliği Engeli: Merkez Bankası’nın 2021 yılında çıkardığı 6 maddelik yönetmelik, kripto varlıkların ödemelerde doğrudan veya dolaylı kullanılmasını ve ödeme kuruluşlarının bu alanda iş birliği yapmasını tamamen yasakladı.
  • Küresel Rekabet: Bu tür toptancı yasaklar, Türkiye’nin küresel blokzinciri ekosistemindeki rekabet gücünü sınırlamaktadır. KYC (Kimlik Doğrulama) ve AML (Kara Para Aklamayla Mücadele) standartlarına uyularak ödemelerin önünün açılması, inovasyonun gelişimine büyük katkı sunacaktır.

Yapay Zeka ve Blokzinciri Kesişimi: Yapay Zeka Ajanları Ekonomisi

Yapay zeka (AI) ve blokzinciri birlikteliğinin finans dünyasında yaratacağı sinerjiyi ele alan Ali Akarçay, bu iki teknolojinin birbirini nasıl tamamlayacağını açıkladı:

“Yapay zeka modelleri milisaniyeler içinde çok hızlı kararlar üretmek zorundadır ve arkalarında devasa GPU altyapıları çalışır. Blokzinciri ise dağıtık yapısı gereği daha yavaş işleyen bir mutabakat protokolüdür. Bu yüzden AI, doğrudan blokzinciri üzerinde çalışmayacaktır. Ancak yapay zeka ajanları (AI Agents), kendi aralarında uzlaşmak ve değer transferi gerçekleştirmek için blokzinciri altyapısını kullanacaklardır.”

Akarçay, yapay zeka ve blokzinciri entegrasyonuna dair şu kritik senaryoları paylaştı:

  • Yapay Zeka Ajanlarının Cüzdanları: Hukuken bankalarda sadece gerçek veya tüzel kişiler hesap açabilir; bir yapay zeka ajanının müşteri olması şu anda imkansızdır. Ancak blokzinciri üzerinde bu ajanlara ait dijital cüzdanlar tanımlanabilir. Böylece akıllı sözleşmeler ve önceden belirlenmiş kurallarla otonom olarak alışveriş yapabilir, mikro ödemeleri yönetebilir ve pazarlık edebilirler.
  • Belge ve Origin Doğrulaması (Sahte İçerik Engeli): Üretken yapay zekanın (Generative AI) sahte gelir belgeleri veya finansal evraklar üretebildiği günümüzde; belgelerin orijinalliğini kanıtlamak için blokzinciri üzerindeki kriptografik imzalar kullanılacaktır.
  • Açıklanabilir Yapay Zeka (Explainable AI) ve Denetim: Bankaların kredi skorlaması veya AML kontrollerinde kullandıkları AI modellerinin kararları şeffaf olmak zorundadır. Ayrımcılık iddialarının önüne geçmek adına, kararda kullanılan model versiyonları ve veri setleri blokzinciri üzerinde geriye dönük olarak değiştirilemez şekilde kayıt altında tutulacaktır.

Finansın Geleceğindeki Üç Büyük Eşik

Gelecek 5 ila 10 yıl içindeki finansal kırılma noktalarını üç temel eşiğe ayıran Ali Akarçay, yol haritasını şu şekilde çizdi:

  1. İtibari Paraların (Fiat) Blokzincirine Taşınması: TL, Dolar veya Euro gibi yasal para birimlerinin (CBDC veya regüle stabilkoinler olarak) blokzinciri ağlarına taşınarak programlanabilir hale gelmesi. (Devletlerin bağımsız kripto paralarla ödemeleri yasaklama eğilimi de aslında kendi egemenlik alanlarını koruma ve para arzını kontrol etme arzusundan kaynaklanmaktadır.)
  2. Gerçek Dünya Varlıklarının Tokenizasyonu (RWA): Gayrimenkul, hisse senetleri, tahviller ve sanat eserleri dahil olmak üzere dünyadaki yaklaşık 1000 trilyon dolarlık varlık havuzunun tokenize edilmesi. 2030 yılına kadar küresel varlıkların en az 16 trilyon dolarlık kısmının blokzinciri üzerine taşınması beklenmektedir.
  3. Otonom Yapay Zeka Ajanları Ekonomisi: Tokenize edilmiş para ve varlıkları bizim adımıza, 7/24 esasıyla ve sınır tanımadan yöneten otonom ekonomik birimlerin (AI Agent) devreye girmesi. Bu aşamadan sonra finansal sınırların ucu bucağı kalmayacaktır.

Türkiye’nin Web2 Gücünü Web3’e Taşıma Fırsatı

Türkiye’nin bu yeni düzendeki potansiyel avantajlarını değerlendiren Av. Aysu Düz, ülkenin tüketici olmaktan üretici olmaya geçmesi gerektiğinin altını çizdi:

“Türkiye, teknoloji adaptasyonu (akıllı telefon ve kripto kullanımı vb.) açısından dünyada ilk 5 ülkeden biri. Ancak sadece kullanıcı olmak bize yetmez; üretici olmalıyız. Türkiye’nin geleneksel finans altyapısı, dijital ve açık bankacılık çözümleri inanılmaz derecede gelişmiş durumda. Bizim en büyük fırsatımız, bu güçlü Web2 finansal kaslarımızı Web3 dünyasına entegre etmek ve buraya taşımaktır.”

Düz, Dublin’in Avrupa’nın teknoloji hub’ı, Dubai’nin ise Orta Doğu’nun finansal merkezi olması gibi Türkiye’nin de bu iki bölge arasında stratejik bir Web3 Hub’ı olabileceğini belirtti. Bunun için staking, lending (borç verme), borrowing (borç alma) ve RWA (gerçek dünya varlıkları tokenizasyonu) gibi alanlarda inovatif, öngörülebilir ve güvenli mevzuat altyapısının hızla kurulması çağrısında bulundu.

Teknolojik Tekillik ve Girişimciliğin Evrimi

Kapanış konuşmasında girişimciliğin geleceğini ve insanlığı bekleyen büyük resmi çizen Ahmet Usta, dinleyicileri ufka bakmaya davet etti:

“Girişimcilik sürdürülebilir, ölçeklenebilir ve kârlı bir iş modeli arayışında olan geçici bir organizasyondur. Bugün bunu insan zekası ve emeğiyle yapıyoruz. Ancak yapay zekada tekillik (singularity) noktasına ve sınırsız temiz enerji eşiğine çok yaklaştık. Enerji üretim maliyetleri ve silikon işlemci sınırları aşıldığı anda robotlar ve yapay zeka ajanları tüm fiziksel, rutin işleri üstlenecek.”

Usta’ya göre bu dönüşüm girişimciliği ve yaşamı şu şekilde etkileyecek:

  • Simüle Edilen Girişimler: İnsanların aylarca süren deneme-yanılma süreçlerinin yerini; sınırsız enerjiyle beslenen binlerce yapay zeka ajanının simülasyon ortamında milyonlarca iş modelini saniyeler içinde test edip en başarılı olanı otonom şekilde hayata geçirmesi alacak.
  • Web3 Görünmez Bir Altyapı Olacak: Bu bolluk ekonomisinde mutlak mülkiyet haklarını, aidiyeti ve hakların transferini kayıt altında tutan temel omurga yine blokzinciri olacak.
  • İnsanlığın Yeni Keşif Alanları: İnsanlar geçim derdinden ve operasyonel işlerden sıyrılarak enerjisini yeni gezegenler, derin felsefi diyaloglar, sanatsal keşifler ve insani ilişkiler kurmaya harcayacak.

Ahmet Usta, konuşmasını yarı şaka yarı ciddi, geleceğe dair vizyoner bir tavsiyeyle tamamladı:

“Önümüzdeki 10-15 yılı sağlıklı geçirmeye bakın. Biyolojik yaşlanmanın yavaşlatılması ve tıp teknolojilerindeki sıçramalarla birlikte, bu süreyi atlatanların 100 yaşının ötesine sağlıklı şekilde geçmesi artık bir hayal olmayacak. İşte o gün geldiğinde, bugün konuştuğumuz bu teknolojilerin ve yeni değer düzeninin gerçek meyvelerini hep birlikte toplayacağız.”

Ahmet Usta lisans eğitimin İstanbul Teknik Üniversitesi Uzay Mühendisliği programında ve yüksek lisans eğitimini Yıldız Teknik Üniversitesi MBA programında tamamlamıştır. Profesyonel iş hayatına çeşitli dergilerde yazarak başlayan Usta, kariyeri boyunca farklı kurumlarda Bilgi Teknolojileri yöneticisi olarak görev almış aynı zamanda farklı yayınlarda düzenli olarak yazarlığa devam etmiştir. Muhtelif yayınlarda teknoloji editörlüğü yapan Usta, farklı ölçeklerde dijital ve basılı medya kanallarının kurulması ve yönetilmesine liderlik etmiştir. . Usta, The Startup Owner’s Manual ve Identity is the New Money isimli kitapları Türkçe’ye çevirmiş, İngilizce Coopetition kavramını Türkçeye Rekaberlik karşılığı ile kazandırmıştır. Blockchain 101 kitabının eş yazarı olan Usta, aynı zamanda profesyonel bir konuşmacı, eğitmen ve danışmandır.