Güneş enerjisi endüstrisinin blockchain’e ihtiyacı var mı?

Yenilenebilir enerji teknolojilerine yapılan küresel yatırım, 2022’de global ölçekte 1,3 trilyon dolara ulaşarak şimdiye kadarki en yüksek seviyesine geldi. Kurulu küresel güneş enerjisi kapasitesi 2018’den itibaren 3 yılda 2 katına çıktı, dahası küresel kapasite Nisan-2022’de 1TW’ye ulaştı.

Sektör küresel olarak büyürken Çin, küresel güneş enerjisi kurulumunda açık ara lider ve 2025 yılına kadar 1,2TW olan 2030 güneş enerjisi kurulum hedefine, beş yıl önceden ulaşma yolunda ilerliyor. Yenilenebilir enerji sektörü, uluslararası düzeyde giderek daha rekabetçi hale geliyor.

Endüstri büyüdükçe tedarik zincirleri daha karmaşık hale geldi ve enerjimizi nereden sağladığımız konusunda etik sorular ortaya çıktı. Şirketlerin ve hükümetlerin emisyonlarını net sıfır hedefleri doğrultusunda kaydedebilmeleri için enerjinin nasıl ve nereden temin edildiğine ilişkin doğru bilgilere erişim sağlamaları gerekiyor. Cevaplardan biri ise enerji ihraç ederken bile yenilenebilir enerji sağlayıcılarının yeşil kimlik bilgilerinin güvence altına alınmasına yardımcı olabilecek dijital izlemede yatıyor.

Bu kapsamda Blockchain depolama, yenilenebilir kimlik belirlemeye yardımcı olacak bir dijital izleme çözümü sunabilir. Blockchain’i iklim tedarik zincirine entegre eden Allinfra’nın kurucu ortağı Bill Kentrup, “Güneş enerjisinin genel olarak kısa ve düşük riskli bir geliştirme ve inşaat döngüsü vardır. Teknik ve ticari fizibiliteyi analiz etme, belirli bir saha için sistem tasarlama ve güneş enerjisi çiftlikleri kurma süreci, birkaç ay ile birkaç yıl içinde gerçekleştirilebilir…” Diyerek genel bilgiler paylaşıyor ve blockchain kullanımına değiniyor…

 

“Paydaşlar, blockchain teknolojisi ile ayrıntılı verileri otomatikleştirip toplayabilir…”

Blockchain’in enerji nitelik sertifikalarının (EAC’ler) veya yenilenebilir enerji sertifikalarının (REC’ler) oluşturulmasını, aktarılmasını ve izlenebilirliğini geliştirmede kullanıldığının altını çizen Kentrup “Güneş enerjisi çıkış verilerinin blok zincirine taşınması, üretim ve tedarik için geleneksel EAC ve REC sistemlerini destekleyebilir; bu sistemler, pazarlar arasında oldukça farklı yapılandırılmıştır ve genellikle verimsizlik ve zayıflıklarla doludur ve potansiyel olarak enerji eksikliğine yol açar. Tedarik, sertifikaların tekrar tekrar sayılması ve potansiyel alıcıları ticari ve halkla ilişkiler riskine maruz bırakan diğer konular. Paydaşlar, blockchain teknolojisinden yararlanarak ayrıntılı verileri varlık düzeyinde otomatikleştirip toplayabilir ve bunları zincire kaydedebilir. Bu, neredeyse gerçek zamanlı olarak doğrulanabilir ve denetlenebilir bir veri akışına olanak tanır.” Diyor.

Blockchain sayesinde Güneş enerjisi üreticilerinin üretim verilerini yerinde kaydedebileceğini ve bazı pazarlardaki bu verileri referans alan EAC’lerin dijital versiyonlarını oluşturabileceğinin altını çizen Kentrup, “Bu, ölçüm, raporlama ve doğrulamayla ilgili idari maliyetleri azaltır.” İfadelerini kullanıyor.

KaynakPower Technology