BCTR Online Etkinlik: “Sağlık Teknolojilerinde Blockchain’in Yeri”

Blockchain Türkiye Platformu (BCTR) Sağlık Çalışma Grubu tarafından düzenlenen online etkinliğimizde BCTR Yürütme Kurulu Üyesi Barış Özistek ve Acıbadem Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Ata Akın’ı misafir ediyoruz.

“Sağlık Teknolojilerinde Blockchain’in Yeri” başlıklı etkinlikte misafirlerimiz blockchain teknolojisinin sağlık alanındaki uygulama potansiyelini, çeşitli örneklerini ve mevcut çalışmaları ele alıyorlar. Aynı zamanda pandemi dönemi ile oluşan yeni normaller çerçevesinde; blockchain teknolojisinin gelecek dönemde ve benzer senaryolardaki önemine de değiniyorlar.

LG, blokzinciri tabanlı kimlik sistemi geliştiriyor

LG’nin IT hizmetleri sunan alt şirketi LG CNS, ABD merkezli Evernym ile bir blokzinciri tabanlı dijital kimlik üzerinde çalışıyor.

Aju Business Daily’nin haberine göre Evernym ile uzlaşı belgesi imzalayan LG CNS, World Wide Web Konsorsiyumu’nda (W3C) uluslararası standartlar oluşturmak için aktif olarak iş birliği yapacak. Bu süreç boyunca iki şirket, uluslararası sürücü belgelerinin ve pasaportların yerini alacak olan blokzinciri tabanlı yeni bir kimlik doğrulama sistemi uygulama konusunda anlaştı.

Sovrin’in yaratıcısı olan Evernym, kurumların ve hükümetlerin dijital pasaport gibi çalışan kimlik bilgilerini yayınlamalarını, kabul etmelerini ve doğrulamasını sağlayan bir platform sunuyor. DID, yani merkeziyetsiz kimlikleri kısaca; güvenli iletişim kanalları oluşturmak için ortak anahtarlar kullanan yeni bir şifreli tanımlayıcı olarak açıklayabiliriz.

LG CNS CTO’su Kim Hong-geun konuyla ilgili olarak: “Evernym ile iş birliği yaparak, global olarak kullanılabilecek DID çözümleri ve hizmet modelleri oluşturacağız. Ayrıca Güney Kore’nin DID çözümlerinin küresel standardizasyonuna öncülük edebilmesi için ilgili kamu projelerine de aktif olarak katılacağız.” ifadelerini kullandı.

Bu ayın başlarında Güney Kore’nin bir şehri olan Sejong’da otonom araçların doğrulanması için bir dijital kimlik çözümü geliştirildiği açıklanmıştı. Akıllı şehir çözümleri kapsamında geliştirilen proje yine LG CNS tarafından geliştirilmişti.

Otonom araçların kimliği blokzinciri ile doğrulanacak

 

Nespresso kahve takibi için blokzinciri kullanacak

Nespresso, tüketicilerin Zimbabve kaynaklı kahvelerin kökenini çiftlikten marketlere kadar izlemelerini sağlamak için blokzinciri teknolojisini kullanacak.

İki yıl önce Nespresso, çatışmalardan veya diğer değişikliklerden etkilenen bölgelerde kahve tarımını yeniden canlandırmak için bir Reviving Origins programı başlatmıştı. 1980’lerin sonlarında 15.000 ton kahve üreten Zimbabve, 2017 yılında bu miktarı 500 tona çıkarttı. Şu anda ülkenin başlıca tarımsa ürünü ise tütün.

Nespresso, 2003’ten beri bir izlenebilirlik programı olduğunu ancak bunun henüz kamuoyu ile paylaşılmadığını da söylüyor. Şimdi ise bu izlenebilirlik, blokzinciri teknolojisi ile sağlanacak.

Nespresso CEO’su Guillaume Le Cunff konuyla ilgili olarak: “Tüketiciler kahvelerin nereden geldiğini bilmekle artık daha fazla ilgileniyor. AAA Sürdürülebilir Kalite Programımız sayesinde değer zincirimizdeki bireysel çiftliklere 15 yılı aşkın bir süredir izlenebilir sağladık.   Bu blokzinciri girişimi sayesinde şimdi bir adım daha ileri gidilebilir ve müşterilerimizi Zimbabve kahvelerinin arkasındaki çiftçileri keşfetmeye davet edebiliriz.” ifadelerini kullanıyor.

Ancak LedgerInsights’ın aktardıklarına göre Nespresso’nun blokzinciri çözümü şu anda biraz kullanışsız. Tüketiciler kahve izlenebilirliğini kontrol edebilmek için .zip dosyaları indirip e-tablolar üzerinden görüntülebiliyorlar. Bu da halkın geneli açısından pek kullanışlı bir yöntem değil.

Nespresso’nun ana şirketi Nestlé, hem gıda izlenebilirliğini hem de blokzinciri oldukça ciddiye alıyor. IBM Food Trust kurumsal blokzinciri ağının bir üyesi olan şirket, yakın zamanda Rainforest Alliance ile Güney Amerika’daki çiftliklerden tedarik zincirine giren kahve çekirdeklerini sertifikalandırmak için ortaklık kurmuştu.

Nestlé kahve izlenebilirliği için IBM blokzincirini kullanacak

Blokzinciri ve Birlikte Çalışabilirlik (Interoperability)

Tüm teknolojilerde olduğu gibi blokzinciri üzerinde gerçekleşen çalışmaların derinleşmesi ve gelişmesiyle, teknolojinin sunduğu avantajlar ve kısıtlar daha net bir şekilde ortaya çıkıyor. Doğasında merkeziyetsizlik (decentralization) ve ekosistem olgusunu taşıyan blokzincirinin yaygınlaşmasındaki en önemli yol, kuşkusuz yeni iş modellerinin kurgulanarak hayatımıza girmesi.

Genellikle internete benzetilmekle beraber blokzinciri aslında, internet gibi tekil bir iletişim protokolü değil. Pek çok blokzinciri protokolü ve bunlara bağlı birbirinden bağımsız platformlar var. Bitcoin, Ethereum, Ripple, Hyperledger, Quorum… üstelik bu platformlardan bazıları halka açık (public) yapıda bazıları ise özel (private) ağlar. Diğer yandan Ethereum, Hyperledger, Quorum ve benzeri altyapılar bütünüyle birbirinden bağımsız farklı projeler geliştirmek için de kullanılabiliyor.

Haliyle bir blokzinciri platformu üzerinde çalışan bir uygulama, platform bağımlı hale gelerek bir diğer blokzinciri platformu üzerindeki bilgilere erişemiyor. Blokzinciri teknolojisinin tamamen benimsenmesinin ve yeni iş modelleri oluşturulmasının önündeki en büyük engellerden biri, birlikte çalışabilirlik eksikliği olarak görülüyor. Bu problemi daha basit bir dille anlatmak için sizleri kişisel bilgisayarların hayatımıza girdiği ilk yıllara götüreceğim. O dönemde üç bağımsız işletim sistemi yaygınlaşmıştı. Ofis işleri için işletmeler daha çok Microsoft’un DOS işletim sistemini kullanırken, baskı ve tasarım işleri için Macintosh işletim sistemi kullanılıyordu. Büyük işlem kapasiteli backoffice işlemleri için ise IBM’in Mainframeleri tercih ediliyordu. Ancak bu üç farklı işletim sistemi arasında bir standardın olmaması, bir arada kullanılmalarını verimli sonuçlar sağlayabileceği istisnasız tüm alanlarda, işlerin olması gerektiğinden daha uzun bir sürede tamamlanmasına sebep oluyordu.

Bugün blokzinciri platformlarına baktığımızda benzer bir tablo görüyoruz. Birbirlerinden farklı amaçlarla ortaya çıkan blokzincir platformları birer adacık şeklinde konumlanmış durumda. Birlikte çalışabilirlik özelliği sayesinde bu adacıklar arasında köprüler ve hatta tüm adacıkları kapsayan daha büyük protokollere ihtiyaç duyulması kaçınılmaz.

Birlikte çalışabilirlik probleminin çözümüne giden yol ise kullanmayı çok sevdiğim bir çalışma prensibi olan “rekaberlik” kavramından geçiyor. Blokzinciri felsefesinin de getirdiği şeffaflık ve paylaşımcılık gibi avantajlar sayesinde öncü blokzinciri şirketleri, geleceğin blokzinciri tabanlı özgür internetini oluşturmak için çalışmalara başladı. Mayıs ayının ilk haftasında gerçekleşen ReadyLayer.One adlı online etkinlikte, birbirinden farklı amaçlara hizmet eden blokzincir şirketleri bir araya gelerek blokzincirinde birlikte çalışabilirlik konusunu birçok kullanım alanı perspektifinden ele alarak tartışmaya açtılar.

Peki, tüm blokzinciri ağlarının birbiri ile konuşması mümkün mü? Blokzinciri ağlarında birlikte çalışabilirlik sağlanabilir mi? Gerçek hayatta şirketlerin ve kurumların birlikte çalışma dinamikleri ile dijital dünyadakiler arasında benzerlikler var mı? Tüm bu konuları BCTR YouTube kanalında T2 Yazılım kurucu ortağı Mustafa Sakalsız ile birlikte değerlendirdiğimiz videoda cevapları bulabilirsiniz.

Yazar: Dr. Soner Canko

BCTR Online Etkinlik: Blokzinciri ve Birlikte Çalışabilirlik

We.Trade, 12 bankanın yanı sıra IBM tarafından da destekleniyor

IBM, aralarında UBS, Deutsche Bank ve HSBC’nin de bulunduğu 12 bankayla birlikte kendini tedarik zinciri ticareti için dijital bir dükkan olarak tanımlayan We.Trade’in hissedarı olduğunu açıkladı.

Yüzde 7’lik bir hisse alan IBM, platformun ağını geliştirmek ve küresel ticarileşmeyi hızlandırmak amacıyla İrlanda merkezli FinTech ile stratejik bir ortaklığa gidiyor.

We.Trade Hyperledger tabanlı bir çözüm. Ethereum ve Symbiont’a dayanan diğer ağlarda olduğu gibi blokzinciri teknolojisi, şirketlerin ticaret sırasında yapılan işlemleri paylaşmalarını ve birbirlerini doğrulamalarını sağlıyor.

FinTech, küçük ve orta ölçekli işletmeleri, kredi mektupları, uluslararası ticaretin finansmanı gibi geleneksel kağıt tabanlı işlemleri kolaylaştırarak bankalara bağlamak istiyor. Şirket ayrıca tücarlara sigorta, kredi notu, finansman ve lojistik hizmetlerine erişim de sunuyor. Ağın kendisi de yeni ortaklar için bir arama motoru olarak kullanılabiliyor.

We.Trade Temmuz 2020’den itibaren Asya’daki varlığını genişletmeden önce hizmetlerini daha fazla Avrupa bankasına ulaştırmak istiyor. FinTech şirketi, halihazırda HSBC ve Standard Chartered da dahil olmak üzere 12 Asya bankası tarafından oluşturulmuş bir blokzinciri tabanlı ticaret platformu olan eTradeConnect ile birlikte çalışıyor.

IBM Blokzinciri Hizmetleri Genel Müdürü Jason Kelley konuyla ilgili olarak: “We.Trade ve IBM için stratejik hedefinin, tüm ticaret ekosisteminde büyümeyi ve şeffaflığı artırmaya, blokzincirinin ağ etkisini arttırmak için işbirliği yapmaya, ticaret finansmanına ve diğer hizmetlere erişimi genişletmeye odaklanmış durumda. 

Yenilikçi teknoloji ve yeni fiyatlandırma yapıları, daha fazla bankanın kendi bulut hizmeti seçimlerini kullanarak dahili üretim kontrollerine uyum sağlamasına yardımcı olacak. Tüö bunlarla birlikte We.Trade diğer bölgesel ticaret hizmetleri platformlarıyla bağlantı kurarak bankaların yeni güvenilir ticaret koridorları oluşturmalarına ve pazarları genişletmelerine yardımcı olmayı da amaçlıyor.” ifadelerini kullandı.

IBM Blokzinciri Platformu’nun son sürümü üzerine kurulu We.Trade’i destekleyen bankalar arasında CaixaBank, Erste Group, KBC, Nordea, Rabobank, Santander, Société Générale ve UniCredit de bulunuyor.

UniCredit, we.trade üzerinde ilk alımı tamamladı

Kronik kalp hastaları için blokzinciri çözümü

Güney Kore’nin Gangwan-do ilinde, hastane ziyareti olmadan kronik kardiyovasküler hastalık verilerini yönetmek için blokzinciri ve yapay zekanın kullanılması bekleniyor. Platform Gangwan-do’daki kapsamlı kronik hastalık izleme projesinin bir parçası olacak.

Kronik hastalıklar sık sık hastane ziyareti ve sürekli olarak gözlem gerektirebiliyor. Çözümün geliştirilmesindeki amaç, hastane ziyaretlerinden önce kişisel bakım ve hastane sonrası ziyaret bakımı da dahil olmak üzere kronik sorunları uzaktan yönetebilmek.

Geçmişteki sağlık verilerini kaydedecek çözüm, kronik sağlık sıkıntılarını tahmin ve analiz etmek için yapay zekayı kullanacak. Gangwan-do ilk olarak platformu 100 hast aiçin kullanmayı planlıyor. Daha sonra ise bu kademeli olarak ilde kronik hastalığı olan 450.000 kişiye genişletilecek.

Şehir yönetiminde konuya yönelik yapılan açıklamada:”Bu yıl platformun yapımını ve tanıtımını tamamlayacağız. 2021’de ise pilot çalışmaların başlatılması ve hizmetlerin genişletilmesi planlanıyor.” ifadelerini kullanıldı. Geliştirilecek çözüm, diyabet ve artrit gibi diğer kronik rahatsızlıkları içerek şekilde de genişletilebilecek.

Blokzinciri teknolojisinin sağlık alanında hızla geliştiğini gözlemleyebiliyoruz. Özellikle COVID-19 salgının etkisiyle birlikte sağlık ürünlerinin izlenimi konusunda blokzinciri kullanılması sık sık gündeme geliyor. Diğer taraftan Güney Kore’nin yaptığı gibi uzaktan sağlık yönetimi çözümleri için de kullanılan blokzinciri, önümüzdeki yıllarda sağlık sektörüne çeşitli yenilikler getirecek gibi görünüyor.

Güney Kore’nin kronik hastalıklara yönelik geliştireceği çözüm blokzinciri kullanılan 10 kamu hizmetinden biri olacak. Aralık 2020’ye kadar hazır olması beklenen sistem için 800 bin doların üzerinde bir yatırım yapılacak.

Blokzinciri tabanlı COVID-19 sağlık sertifikası uygulaması geliştirildi

BCTR Online Etkinlik Daveti: “BCTR Açık Veri Raporu”

Blockchain Türkiye Platformu (BCTR) online etkinlik programlarımız yeni bir bölümle devam ediyor. Yeni programımız Hukuk, Düzenlemeler ve Kamu İlişkileri Çalışma Grubu tarafından düzenleniyor ve konumuz BCTR Açık Veri Raporu.

Blockchain Türkiye Platformu (BCTR) Hukuk, Düzenlemeler ve Kamu İlişkileri Çalışma Grubu tarafından düzenlenen online etkinliğimizde, Açık Veri konusunda deneyimli bir uzman ve BCTR Açık Veri raporunda önemli katkıları bulunan Av. Burcu Tümer bizlerle olacak.

BCTR Açık Veri Raporubaşlıklı etkinliğimizde “Açık Veri” kavramının tanımı, pratik uygulamalar, mevcut düzenlemeler ve blockchain ilişkisi ele alınacak. Av. Burcu Tümer, Açık Ver’nin blockchain çözümleri ile nasıl bir arada kullanılabileceğine, olası senaryolara ve mevcut yasal düzenlemeler çerçevesinde ne gibi sınırlandırmalar olduğunu katılımcılara aktaracak.

Etkinlik BCTR Youtube kanalı üzerinden canlı yayımlanacak.

Etkinliğimiz 29 Mayıs 2020 Cuma günü, saat 14:00-15:00 arasında gerçekleşecek.

Etkinliğimizi takip etmek için Youtube kanalımıza abone olarak bildirimleri açabilirsiniz.

BCTR Online Etkinlik Daveti: “Sağlık Teknolojilerinde Blockchain’in Yeri”

Blockchain Türkiye Platformu (BCTR) online etkinlik programlarımız devam ediyor. Yeni programımız Sağlık Çalışma Grubu tarafından düzenleniyor.

Blockchain Türkiye Platformu (BCTR) Sağlık Çalışma Grubu tarafından düzenlenen online etkinliğimizde BCTR Yürütme Kurulu Üyesi Barış Özistek, Acıbadem Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Ata Akın’ı misafir edecek.

“Sağlık Teknolojilerinde Blockchain’in Yeri” başlıklı etkinlikte misafirlerimiz blockchain teknolojisinin sağlık alanındaki uygulama potansiyelini, çeşitli örneklerini ve mevcut çalışmaları ele alacaklar. Aynı zamanda pandemi dönemi ile oluşan yeni normaller çerçevesinde; blockchain teknolojisinin gelecek dönemde ve benzer senaryolardaki önemine de değinecekler.

Etkinlik BCTR Youtube kanalı üzerinden canlı yayımlanacak.

Etkinliğimiz 27 Mayıs 2020 Salı günü, saat 17:00-18:00 arasında gerçekleşecek.

Etkinliğimizi takip etmek için Youtube kanalımıza abone olarak bildirimleri açabilirsiniz.

Avrupa’da blokzinciri destekli COVID-19 pasaportu için önemli adım

İsviçre merkezli güvenlik firması SICPA, Fransız sağlık verisi platformu OpenHealth ve Estonya merkezli blokzinciri firması Guardtime, blokzinciri tabanlı bir COVID-19 sağlık pasaportu geliştirmek için konsorsiyum oluşturdu.

Çözümün, sağlık pasaportlarını düzenlemek, yönetmek ve nüfusun bağışıklık seviyelerinin gerçek zamanlı olarak izlenilmesi için kullanılması bekleniyor.

Son birkaç haftadır devlet yetkilileri ve işletmeler COVID-19 krizinin etkilerini azaltmak için çeşitli teknoloji çözümlerini araştırıyorlar. İnsanların günlük yaşama dönmelerini sağlamak için önerilen çözümlerden birisi de bir sağlık pasaportu ya da bağışıklık belgesi kullanması.

Oluşturulan bu konsorsiyum, konuyla ilgili olan uzmanlığı ve mevcut hükümet bağlantıları nedeniyle diğerlerinden biraz ayrışıyor. Örnek verecek olursak; SICPA güvenlik dokümanları ve banknotlar için mürekkep sağlıyor. OpenHealth 20 milyon hastanın tanımlanmamış bir veritabanına sahip. Guardtime’ın kurumsal blokzinciri çözümü ise halihazırda Estonya hükümeti tarafından kullanılıyor.

SICPA‘nın platformu insanların COVID test sonuçlarına dayanarak kurcalamaya dayanıklı sertifikalar almasını sağlayacak. Doğrulama, test verilerini yerel olarak anonimleştirilmiş bir biçimde tutan akıllı telefon uygulaması kullanılarak yapılabilecek.

Guardtime’ın blokzinciri çözümü KSI Blockchain de test verilerine zaman damgası atayacak, sahtecilik yapmayı imkansız hale getirecek ve böylelikle bütünlüğü koruyacak.

OpenHealth platformu ise hükümetlerin ve sağlık otoritelerinin sağlık verilerini yönetmesini ve tanımlanmış verileri kullanarak virüsün yayılmasının izlenmesini sağlayacak.

Konsorsiyum, COVID-19 sağlık pasaportunun GDPR ilkelerine uygun olduğunu söyledi. Buna ek olarak çözüme sadece testlere tabi tutulan kişiler erişim sağlayabilecek.

Salgının sona ermesinin ardından, en azından bir süre, hayatımıza sağlık pasaportu diye bir kavram girecek gibi görünüyor. Şimdiden birçok firma COVID-19 ile mücadele için çeşitli blokzinciri çözümleri geliştirmiş durumda. Sağlık pasaportlarının geliştirilmesi aşamasında da blokzinciri teknolojisinden sonuna kadar faydalanılacak gibi görünüyor.

Blokzinciri tabanlı COVID-19 sağlık sertifikası uygulaması geliştirildi

Mastercard blokzinciri tabanlı dijital kimlik birliği ID2020’ye katıldı

Ödeme sektörünün lider oyuncularından Mastercard, dijital kimlik çözümlerini keşfetmek için ID2020 Birliğine katıldığını duyurdu. Accenture, Microsoft, Gavi, Rockefeller Vakfı ve IDEO tarafından kurulan birliğin ortakları arasında STK’lar. özel şirketler ve BM kurumları da yer alıyor.

Devam eden salgın, kullanıcıların kim olduklarını kanıtlamalarını gerektiren dijital çözümlerin ortaya çıkmasına neden oldu. Bu noktada dijital kimlik, bir dizi dijital hizmete erişimin sağlanmasında önemli bir rol oynayabilir.

Mastercard Siber & İstihbarat Başkanı Ajay Bhalla konula ilgili olarak: “Dünya genelinde bunu gerçeğe dönüştürecek tutarlılık ve ortak standartlar oluşturmak için birlikte çalışmalıyız. Her gün insanların karşılaştığı gerçek zorlukları ele almalı ve süreki olarak inovasyonu tetiklemeliyiz.” ifadelerini kullandı.

Geçtiğimiz yıl Mastercard, finansal işlemleri, hükümet etkileşimlerini ve çevrimiçi hizmetleri doğrulamak için merkezi olmayan dijital kimlik çözümlerini araştırdıklarını açıklamıştı. Dijital kimliğin fiziksel belgeleri veya kredi geçmişi olmayan insanlar için bankacılık ve diğer hizmetleri mümkün kılabileceği de biliniyor. Mastercard da bunun üzerine gitmek istiyor.

Dünya Bankası 1 milyardan fazla insanın yasal olarak tanınan herhangi bir kimlikten yoksun olduğunu tahmin ediyor. Bu da sağlık, sosyal koruma, eğitim ve finans gibi hayati hizmetlere erişimi engelliyor.

Bunun için küresel olarak çeşitli çözümler geliştiriliyor. ID2020 ise iş birliğinin ve küresel ortaklıkların dijital kimliğin benimsenmesinde anahtar rol oynayacağına inanıyor.

ID2020 Direktörü Dakota Gruener’in konuya yönelik açıklaması şöyle: “Dijital kimlik, tüm insanlar için sosyal ve ekonomik fırsatları geliştirmek adına güçlü bir çarpan olabilir. Ancak pontasiyelini tam olarak anlamak için hükümetlerin, teknoloji şirketlerinin, finans kurumlarının ve sivil toplumun işbirliği yapması gerekiyor. Mastercard’ı ID2020 Birliğine davet etmekten mutluluk duyuyor ve kullanıcı merkezli dijital kimliğe olan bağlılıklarını takdir ediyoruz.

ID2020 Birliği, ortakların dijital kimlik projelerini geliştirmesi için kaynakların bir araya gelmesini sağlıyor. Birlik şimdiden pilot çalışmalarına başlamış durumda.

COVID-19: BAE blokzinciri tabanlı dijital kimliklere geçiyor

Blokzinciri pandemi sırasında gerçekleşecek seçime çözüm olabilir mi?

Önümüzdeki Kasım ayında ABD başkanlık seçimleri gerçekleştirilecek. Donald Trump ve Joe Biden seçim kampanyalarına devam ederken ortaya çıkan koronavirüs salgını tüm çalışmaların aksamasına sebep oldu.

ABD’de etkisi ciddi bir şekilde hissedilen pandeminin Kasım ayına kadar devam etmesi durumunda seçimlerde nasıl oy kullanılacağı tartışma konusu oldu. Seçim sosyal mesafe kurallarında gerçekleştirilebilecek mi ya da salgının o dönemki durumu ne olacak merak konusu.

Bunun için düşünülen birkaç çözüm var. Seçmenler sandık başına gidip sosyal mesafeyi koruyabilirler ancak bu riskli bir seçenek. Diğer taraftan bazı bölgelerde sandıklara gitmeden postayla oy kullanma çözümü de uygulanabilir. Tartışılan bir başka çözüm ise tüm süreçlerin online ortama taşınması, ancak bunun taşıdığı birtakım riskler de endişelendiriyor. Peki blokzinciri teknolojisi buna çözüm olabilir mi?

Blokzinciri tabanlı oylama halihazırda ABD’deki birkaç küçük çaplı seçimde kullanıldı. Geçtiğimiz haftalarda kongre toplantılarındaki oylamalar blokzinciri platformu Voatz aracılığıyla yapılırken West Virginia, Utah ve Colorado’daki bazı belediye seçimlerinde de yine Voatz uygulamasından yararlanılmıştı.

Ancak genel kanı, her ne kadar küçük çaplı yerel seçimlerde ve toplantılarda kullanılsa da blokzinciri teknolojisinin ülke çapında bir seçimi kaldıramayacağı yönünde. Uzmanlar, toplumun henüz buna hazır olmadığını düşünüyorlar. Ayrıca teknolojinin güvenlik açısında başarılı bir şekilde uygulanabileceğine yönelik şüpheler var, zira MIT araştırmacıları West Virginia seçimlerinde kullanılan Voatz uygulamasının bazı zayıf noktaları olduğunu ortaya çıkartmıştı. Voatz sonrasında bunun bir yanlış anlaşılma olduğuna yönelik açıklamalarda bulunsa da toplum nezdinde bir güven kaybı yaşadı.

Blokzinciri Oylamalarındaki Problem

İsrail merkezli blokzinciri şirketi Orbs’un stratejisinden sorumlu Danny Brown Wolf da blokzinciri teknolojisinin henüz bu kadar büyük çapta bir seçim için hazır olmadığını söyleyenlerden. Wolf blokzinciri tabanlı oylama uygulamlarının çözmesi gereken problemler olduğunu düşünüyor. Bunların başında ise kimlikleri yönetmek ve gizliliği korumak geliyor. Wolf’a göre kayıtlar blokzincirine kaydedileceği için sonsuza kadar orada kalacak ve değiştirlemeyecek. Dolayısıyla her iki veri kümesine de sahip olanlar bu veri kümelerini karşılaştırarak kimin oy kullandığını öğrenebilirler. Veriler şifrelenmiş olsa bile yakın bir gelecekte bilgisayarlar bu şifreleri kırabilecek güçte olacaklar.

Blokzinciri teknolojisinin oylama konusunda henüz yolun başında olduğu aşikar. Dolayısıyla ABD’nin önümüzdeki başkanlık seçimlerinde kullanılması pek muhtemel görünmüyor, ancak bu teknolojinin şimdiden böyle tartışmalara konu olması gelecek için umut vadediyor. Blokzinciri teknolojisi yeterli olgunluğa ulaştığında seçim kuyruklarında sıra beklemek tarihe karışabilir.

ABD Kongresi’nde oylama için blokzinciri kullanılabilir

ABD Savunma Bakanlığı blokzinciri kullanmanın yollarını arıyor

ABD merkezli kâr amacı gütmeyen kuruluş “Value Tehcnology Foundation” ABD Savunma Bakanlığı (DOD) için hazırladığı, blokzinciri kullanımını inceleyen raporunu yayımladı.

“ABD Savunma Bakanlığı’nın Potansiyel Blokzinciri Kullanımları” isimli rapor, Accenture, Amazon, Deloitte, CGI Federal, IBM, ConsenSys, SIMBA Chain ve Colvin Run Networks gibi  şirketlerin imzasını taşıyor. Kongre üyesi Darren Soto hazırlanan bu raporu onayladı.

Raporda küresel ekonomik ve askeri alanda ABD’nin hakimiyetini azaltabilecek siber güvenlik tehditlerine değiniliyor. Value Technology Foundation CEO’su Jason Brett konuyla ilgili olarak: “Siber savaş belki de Amerikan ulusa güvenliği için en büyük tehdit haline geldi. Şu anda ABD her zamankinden daha fazla blokzinciri gibi savunma teknolojileri için araştırma ve geliştirmeye yatırım yapmalı.” ifadelerini kullandı.

Raporda askeri sistemlerin güvenliğinin daha iyi sağlanması için çok faktörlü kimlik doğrulamada blokzinciri teknolojisinden yararlanabileceğine de değiniliyor. Siber saldırıların önlenemediği durumlarda blokzinciri teknolojisini kullanarak giriş yapmak en azından tespit edilebilecek izler bırakacaktır.

Siber güvenliğin yanı sıra bir diğer odak noktası ise onaylı tasarımların kullanıldığından emin olunması gereken parça tedariği. 2018 yılında Bloomberg, Çin’in ABD’li büyük şirketlere sızabilmek için parçalara casus çipler yerleştirdiğine dair iddialı bir haber yayınlamıştı. Blokzinciri teknolojisinin şeffaf ve değiştirilemez yapısı tedarik zincirlerindeki güvenliği sağlayabilir. Bu zamana kadar geliştirilen blokzinciri uygulamalarına da bakacak olursak ağırlık olarak tedarik zinciri odaklı olduklarını görebiliyoruz.

Blokzinciri, tedarik zinciri ekosistemi için neden önemli?