Ödeme sektörü son dönemde e-ticaretin de popülerliğini artırması ile birlikte ciddi bir büyüme eğilimi gösteriyor. PayPal ve Stripe gibi hizmetlerin basitliği, tüccarlar için yeni pazarlara kolay erişim sağlarken müşteri deneyimini iyileştirmeye de yardımcı oluyor. Blokzinciri teknolojisi ise endüstrinin bir sonraki adımı olacak gibi görünüyor

Blokzinciri tabanlı çözümler ise bu eğilimin bir sonraki mantıksal evrimini temsil ediyor. Sınır ötesi blokzinciri ödemeleri aracıları ortadan kaldırarak hem tüccarlar hem de müşteriler için maliyetleri önemli ölçüde azaltırken daha hızlı para transferine imkân tanıyabilir. Peki geleneksel ödemelere kıyasla blokzinciri tam olarak nasıl bir fayda sağlıyor?

Geleneksel ödemelerde güvenin maliyeti

Geleneksel bir ödeme akışında, üç ila beş taraf tek bir işlem için aracı görevi görür. Birlikte, “ödeme yığını” denen şeyi oluştururlar. Bu farklı taraflar, güven yaratmak için birlikte çalışır. İşlemlerin yapılıp yapılamayacağını kontrol ederler ve para transferini yönetirler. Sağlanan bu güvenin nihayetinde tüccarlar tarafından karşılanan bir maliyeti vardır. Ödeme yığını içindeki her bir taraf, bir işlemden küçük bir pay alır.

Tipik bir işlem, bir müşterinin kartından ödeme alınıp alınamayacağını amir banka ile kontrol eden bir ödeme işlemcisini içerir. Birkaç milisaniye içinde gerçekleşen bir işlem onaylandıktan sonra, tüccar daha sonraki bir tarihte ödeneceğine dair bir garantiye sahip olur. Sonraki günlerde fonlar, amir bankadan alıcı bankaya aktarılır.

Geleneksel ödeme yığını, çok sayıda ücret kesintisi içerir. Ayrıca kart ağları ve diğer taraflar da ücretlerini artırabilir.

Nakit akışı, engellemeler ve dolandırıcılık

Satıcıların geleneksel yığında karşılaştığı tek sorun maliyet değil. İşlemlerin hızı da bir problem. Doğrulamalar milisaniyeler içinde gerçekleşirken, paranın bir tüccarın bankasına ulaşması günler alabiliyor. Bu da tedarikçilere ve işverenlere ödeme yapmak için büyük ölçüde nakit akışına bağımlı olan küçük ve orta ölçekli işletmeler için hiç ideal değil.

Kart ödemelerinin ötesine baktığımızda tablo tüccarlar için daha da kötü. ABD’de, ortalama B2B ödeme döngüsünün tamamlanması 34 gün sürüyor ve faturaların yüzde 47’si geç ödeniyor

Sözde “engellemeler” (holdbacks) de son zamanlarda öne çıkan bir diğer konu. Bu noktada alıcılar, bir hizmetin sağlanmaması durumunda satıcının gelirinin bir yüzdesini teminat olarak tutar ve geri ödemelerin yapılması gerekir. Engeller, COVID-19 pandemisinin bir sonucu olarak özellikle seyahat endüstrisini önemli ölçüde etkiledi. Seyahatlerin çoğu önceden rezerve edildi ve COVID-19’un getirdiği belirsizlik göz önüne alındığında engellemeler önemli ölçüde arttı. Bu da tüccarlar için nakit akışının azalmasına ve nihayetinde Thomas Cook ve Flybe gibi şirketlerin iflasına yol açtı.

Geleneksel ödemeler her ne kadar güven oluşturmaya yönelik olsa da 2018 yılında işletmelerin yüzde 78’i B2B ödemelerinde dolandırıcılığa teşebbüs edildiğini ya da fiilen yapıldığını bildirdi. 2017-2019 yılları arası uluslararası dolandırıcılık ise yüzde 136 oranında artış gösterdi. Ödeme sahtekarlığının neredeyse yarısı kalem kağıt işlemleriyle ilgili olsa da dijital yöntemler ve kredi kartları da bundan muaf değil.

Tüm bunlar göz önüne alındığında giderek daha fazla şirketin ödeme maliyetlerini düşürmek için FinTech’e yönelmesi şaşırtıcı değil.

Blokzinciri teknolojisinin vaadi

Ödemeler yığınını güven yaratmanın bir yolu olarak gördüğümüzde, blokzinciri teknolojisinin buradaki vaadi net: Yığını tamamen ortadan kaldırmak. Blokzinciri sayesinde müşteriler, işlemlerin merkezi olmayan bir ağ tarafından doğrulanmasıyla doğrudan tüccarlara para gönderebilir.

Blokzinciri, tüccarlar için hız ve maliyet açısından da büyük iyileştirmeler vadediyor. Paranın gönderilip gönderilemeyeceğini kontrol etmek için aracıya gerek yok, cüzdanın bakiyesi yetersizse ağ işlemi reddeder. Bir işlem onaylandıktan sonra paralar dakikalar içinde aktarılır. Tek maliyet, müşterinin kendisi tarafından ödenen bir ağ ücreti.

Dahası, blokzinciri dolandırıcılığa karşı korunmak ve şeffaflığı teşvik etmek için de oldukça ideal bir teknoloji. Bu bağlamda blokzincirinin çözdüğü en temel sorunlardan birisi “çift harcama” sorunu. Blokzinciri sahip olmadığınız paraları harcamanızı imkansız hale getirmek için tasarlanmıştır. Ayrıca blokzincirleri halka açık defterler olduğundan, düzenleyiciler kolayca otomatik denetimler gerçekleştirebilir.

Blokzinciri aynı zamanda evrensel bir çözüm vadediyor. ABD’de banka havaleleri için ACH, AB’de ise SEPA varken, Bitcoin her yerde aynı şekilde çalışır. Yurt dışına para göndermek için bürokrasi gerekmez. Bu sadece entegrasyon protokollerinin tasarlanmasını nispeten basit hale getirmekle kalmaz, aynı zamanda tüccarlar için yeni denizaşırı pazarlara kolay erişim sağlar.

Blokzinciri teknolojisi geleneksel ödeme çözümlerine göre tüccarların görmezden gelemeyecekleri kadar çok fazla avantaja sahip. Tüccarlar, kripto para birimini kabul ederek, büyüyen milyarlarca dolarlık bir pazara girebilir ve nakitsiz, sınırsız bir geleceğin tadına varabilir.

*Bu yazı NashLink Satış Yöneticisi Kellogg Fairbank tarafından nasdaq.com için kaleme alınmıştır.

Blokzinciri teknolojisi ödemeler dünyasını nasıl dönüştürüyor?