CEPR Makale Özetleri 2: Dağıtık defter teknolojisi ve girişim finansmanı

Ekonomi Politikaları Araştırma Merkezi (CEPR) tarafından yayınlanan “The Economics of Fintech and Digital Currencies” başlıklı çalışma içinde yer alan makalelerin özetlerine devam ediyoruz. 

CEPR Makale Özetleri serimizin ikincisinde Imperial College Business School’da Finans Doçenti Katrin Tinn tarafından kaleme alınan “Dağıtık defter teknolojisi ve girişim finansmanı” (Distributed ledger technologies and start-up financing) başlıklı makalenin özetini paylaşıyoruz.

Dağıtık Defter Teknolojisi ve Girişim Finansmanı

Dağıtık kayıt defteri teknolojileri, kısmen Bitcoin ve diğer kripto para birimlerinin gelişmesi son birkaç yılda yaygın ilgi kazandı. “Sistem dışı” itibari para yapılarıyla sürdürülebilir bir değer ve sistem kurmak hala bir soru işareti olsa da, blockchain teknolojisinin sağladığı faydalar ile herhangi bir verinin sahipliği doğrulanabilir ve korunabilir merkezi olmayan dijital kayıtlarını oluşturmak mümkün hale gelmiştir.

Dağıtık kayıt defteri teknolojiinin temelleri Haber ve Stornetta (1991, 1997) yıllarında yayınlanan makeleler ile atılmıştır. Verilerin kaydedildikten sonra bir daha değiştirilememesi sıralı ve geri dönüşü zor bir referans kayıt içerecek şekilde sağlanır. Dağıtık defter yapısı, hem bir kaydın yapıldığı gerçeğinin hem de kaydedildiği zamanın doğrulanmasına izin verir.

Merkeziyetsiz yapılar ne denli gerekli? Bitcoin’in ötesinde, dağıtık dijital veri kaydı sağlayan pek çok kriptografik platformlar ortaya çıktı. Kayda değer bir örnek, Ethereum platformunun “akıllı sözleşmeler” oluşturmak üzere sağladığı yenilikçi imkanlar olarak gösterilebilir. Bu platform ICO olarak adlandırılan “token tabanlı” blockchain kayıtları ile pek çok firmanın finansman sağlamasını mümkün kılmıştır. Tokenlar gelecekteki gelirden bir pay sunabilir, firmanın ürettiği geliştirdiği platforma erişim hakkı sağlayabilir veya bir bilgisayar kodu ile tanımlanabilecek diğer tüm hakları sunabilir. Bir grup bu gelişmelerin adem-i merkeziyetçi doğasına övgüde bulunurken, diğer uçta kripto-para birimleri, kripto-tokenler ve blockchain ile ilgili herşeyi reddeden şüpheciler var.

Yine de, adem-i merkeziyetçilik, aracılardan ve hükümetlerden uzak durma olasılığı, bu teknolojinin en önemli itici gücü olmayabilir zira daha iyi kayıt tutmak kendi başına değerlidir. Aslında birçok hükümet, merkez bankası, finansal aracılar ve diğer firmalar bu teknolojiye ilgi duyuyor. Bu teknoloji, yeni ilginç kripto varlıkları ve etkin kayıt tutmanın ötesinde, ekonomi ve kurumsal finansman ile daha geniş çözümler sunabilir mi? Doğrulanabilir kayıtlar, statükoyu kaldırabilir. Daha güvenilir kayıtlar borç verme maliyetini düşürebilir (örneğin, doğrulama maliyetlerini düşürerek ve teminatın transferini kolaylaştırarak). Bu nedenle dağıtık defter teknolojisinin, yeni girişimlerin fon yaratması, yönetişim, finansal sözleşmelerin tasarımı ve niteliği üzerinde önemli bir etkisi olacağı savunulmaktadır.

Yenilikçi ve değer yaratan bir iş fikrine sahip, ancak yeterli özkaynak veya teminat varlığına sahip olmayan bir firmanın projesini finanse etmenin zor olacağı iyi bilinmektedir, çünkü projenin ürettiği gelecekteki nakit akışlarının güvenilir bir şekilde garanti edilememesi söz konusudur. Yenilikçi girişimler en çok fon sağlama konusunda kısıtlıdır. En önemli geleneksel problemlerden biri, yaratıcı ve değer yaratan bir iş fikrine sahip, ancak yeterli özkaynak veya teminat varlığına sahip olmayan bir firmanın projesini finanse edemeyeceği, çünkü projenin gelecekteki nakit akışlarının asimetrik bilgiler nedeniyle güvenilir bir şekilde taahhüt edilemeyeceğidir. Girişim sermayeleri veya melek yatırımcılar sorunu birkaç firma için hafifletebilirken, tüm yenilikçi fikirleri finanse etmek için yeterli kaynağın bulunma olasılığı düşüktür.

Yenilikçi bir iş fikrine sahip olan genç bir girişimci düşünün. Girişimin Brezilya’da olduğunu ve bu fikrin iyi olduğunu kabul eden bazı yatırımcıların İngiltere, ABD, Kanada, Fransa ve diğer ülkelerde olduğunu varsayalım. Geleneksel bir ortamda, bu uluslararası yatırımcıların böyle bir işletmeye yatırım yapmaları çok riskli olacaktır, çünkü işletmenin beklenen getiriyi elde edip etmediğini kontrol etmeleri çok maliyetlidir. Brezilyalı girişimci bir şekilde yatırımcıları ikna edebilir. Ancak devletlerin kendi aralarındaki anlaşmalar ve anlaşmazlıklar bu yatırımların sağlıklı bir şekilde bu girişimciye ulaşmasına engel olabilir.

Dağıtık defter teknolojilerindeki yenilikler, firmaların gelecekteki nakit akışlarını güvenilir bir şekilde rehin almalarını teorik olarak mümkün kılıyor. Blockchain teknolojisi ile Birleşik Krallık’taki yatırımcılar, söz konusu Brezilyalı girişimin satışlarının her birinin güvenilir bir şekilde kaydedildiğinden ve bunun gerçekleştiğinden, uluslararası yatırımcılar için neredeyse masrafsız şekilde, emin olabilirler.

Genel olarak araştırmam yeni dağıtık defter teknolojilerinin, yaygın olarak benimsenmiş, öğrenme sürecinin yavaş olduğu geleneksel ortamlar için iyi bir haber olmadığını gösteriyor.

Dikkate ele alınması gereken pek çok düzenleme konusu var. İlk olarak, dağıtık defter teknolojilerinden bağımsız olarak veri akışından çok fazla yeni şey öğreniyoruz. Bu teknolojiler, olası olumsuz etkileri azaltmaya yardımcı olabilir. İkincisi, karma bağlantılı ve zaman damgalı kayıt tutmada ekonomik ve teknolojik yararlar olsa da, kayıtları doğrulamaya kimin hak kazanması gerektiği gibi birçok açık soru var. Bir yandan Ethereum’un kullandığı sistemde adem-i merkezileşmenin deneysel ve yenilikçi faydaları var ancak sistemin beraberinde getirdiği işlem yükü gerçekten önemli bir maliyet oluşturuyor. Öte yandan, doğrulama için merkezi bir otoriteye dayanan Hyperledger projesi gibi daha düşük maliyetli ama sözleşmelerin yeniliklere daha az açık olduğu yapılar var..

Önemli Not: İlgili makale referanslar ve detaylar içermektedir. Bu özet makalenin tamamını içeren çalışmaya buradan ulaşabilirsiniz.