CEPR Makale Özetleri 11: “Kripto piyasaları düzenlemek”

regulatory compliance concept on the gearwheels, 3D rendering

Ekonomi Politikaları Araştırma Merkezi (CEPR) tarafından yayınlanan “The Economics of Fintech and Digital Currencies” başlıklı çalışma içinde yer alan makalelerin özetlerine devam ediyoruz. 

CEPR Makale Özetleri serimizin onbirincisi ve sonuncusunda Marlene Amstad tarafından kaleme alınan “Kripto piyasaları düzenlemek” (Regulating fintech: Ignore, duck type, or code) başlıklı makalenin özetini paylaşıyoruz.

Editörün Notu: Bu makalenin yazarı kripto varlıklar ve bunlara bağlı finansal servisleri Fintech olarak tanımlamış, makalenin başlığı ve metni içerisinde de bu yönde fintech kelimesini kullanmıştır. Bu hatalı olmamakla birlikte eksiktir zira FinTech bu makalede içine sıkıştırıldığı alanın çok daha ötesinde geniş bir anlama sahiptir. FinTech kavramı ile alakalı daha fazla bilgiye FinTech İstanbul Platformu üzerinden ulaşılabilir. Biz çevirimizde fintech olarak ifade edilen noktaları kripto varlıklar ve bunlara bağlı finansal uygulamalar olarak kullanmayı tercih ettik.

İki olay, finansal sistemi son on yılda şekillendirdi: küresel finansal kriz ve kripto-finans ekosisteminin yükselişi. Bu olayların her ikisi de düzenleyici kanunların yapısı ile alakalı sorular ortaya çıkardı. Krizden sonra çıkarılan dersler geniş çapta tartışıldı ve yasal adımlar, henüz tam olarak uygulanmamasına rağmen, Mali İstikrar Kurulu (Financial Stability Board – FSB) tarafından Basel III çerçevesinde kabul edildi. Bununla birlikte, kripto piyasaların nasıl düzenlenmesi gerektiğine dair cevabı vermek için halen erken bir aşamadayız ve tartışmalar devam ediyor.

Mevcut geleneksel düzenleyici çerçevede, geleneksel KYC ve kara para aklama gibi süreçler yeni evren için de geçerlidir. Bununla birlikte çoğu açıdan, düzenleyici çerçeveler araç, kurum ve platforma göre farklılık gösterir.

Tek bir genel düzenleme yaklaşımı yeniliği boğabilir ve yeni pazarın cesaretini kırma riski taşıyor gibi görünüyor. Temel olarak düzenleyicilerin bu konuda üç farklı yaklaşım seçeneğine sahip olduklarını savunuyorum:

Yoksay – ‘düzenleme yapma’

İlk seçenek kripto piyasaları büyük ölçüde düzenlemesiz bırakmaktır. İyi bir düzenleme için ön koşul, düzenlemeye duyulan ihtiyaç ve hedefleriyle ilgili netliktir. Finans literatürü genellikle düzenlemenin gerekçelendirilmesi için temel olarak üç noktaya önem verir: bilgi asimetrisi, ahlaki tehlike ve tekel gücü. Bu unsurlardan yatırımcının korunması, finansal istikrar ve pazarın bütünlüğü gibi hedefler şekillenmektedir. Bu olasılıklar ayrıca kripto piyasaların düzenlenip düzenlenmediğine dair uygun bir rehberlik sağlayabilir.

Kripto varlıkların ilk günlerinde, çoğu bölgedeki düzenleyiciler “bekle ve gör” stratejisini seçtiler. Bazı kripto söylemlerin geleneksel hükümetlere ve finans sitemine karşı yaklaşımları bazı düzenleyiciler için bu faaliyetleri engellemek yönünde düşüncelerin ortaya çıkmasına sebep verdi. Diğer yandan, yeni düzenlemeler oluşturmak ve hatta lisans vermek, kripto piyasaların denetim otoriteleri tarafından onaylandığı, hatta gizli bir garanti olduğu gibi yanlış da yorumlanabilir.

Kripto varlıkların toplam piyasa değeri, yaklaşık 200 milyar dolara düşmeden önce, Ocak 2018’in başında 30 milyar dolardan 800 milyar dolara yükseldi. Artan işlem hacimleriyle, dolandırıcılık girişimleri, uygun olmayan piyasa uygulamaları ve ponzi teşebbüslerini de artırdı. Yatırımcının korunmasını ve pazarın bütünlüğünü sağlamak için yetkili kurumlar bir düzenleme yapmadı ancak giderek artan riskler için uyarılar yayınladı.

Finansal istikrar açısından, Global Finansal Sistem Komitesi (Committee on the Global Financial System) ve Finansal İstikrar Kurulu (Financial Stability Board – FSB), kripto varlıkların piyasa büyüklüğünün, herhangi bir sistematik etkiyi yaratmayacak kadar küçük olduğu sonucuna varmıştır (CGFS ve FSB 2017). Aynı zamanda, kripto piyasaların daha da büyüyebileceği durumlarda bir dizi fayda ve risk tespit edildi. Ancak düzenlemelerin nasıl yapılması gerektiği yönünde kesin adımlar belirsizliğini korudu.

Duck Type – ‘aynı risk, aynı kurallar’

Çeviri Notu: Dyck Type bir ördeğin hep aynı tarzda adım atması ile alakalı bir deyimdir. “Bir işi değişiklik olmadan benzer şekilde yapabiliriz” anlamını taşır.

İkinci seçenek, mevcut düzenlemelere kripto piyasaları da dahil etmektir. Kripto varlıklar genel olarak var olan bir enstrümanın, bir kurumun veya bir platformun dijital veya kripto karşılıklarıdır. Bu tarz bir modelde düzenlemeler, var olan düzenlemelere entegre edilebilir ve bu yaklaşım “ördek gibi gözüküyor, ördek gibi yüzüyor ve ördek gibi yürüyor” şeklinde ifade edilir.

Bu tarz bir yaklaşım piyasanın risklerine bağlı olarak süreçleri ve sonuçları kurallara bağlar ve ‘teknoloji-nötr’dür. Bunun bir örneği İsviçre Mali Piyasalar Denetleme Kurumu’nun ICO yönergeleridir: “ICO’ları değerlendirirken FINMA, ICO organizatörü tarafından verilen belirteçlerin (token) ekonomik fonksiyonu ve amacına odaklanacaktır” (FINMA 2018). Buna göre, ICO’lar ödeme, fayda ve varlık belirteçleri olarak sınıflandırılır. İlgili mevzuata uymak ve her durumda kara para aklama karşıtı yasalara uymak zorunludur.

Yeni Kodlar – ‘yeni fonksiyonlar yeni kurallar’

Üçüncü seçenek, kripto piyasaları yeni işlevlere uyarlanmış düzenlemeler kullanarak kodlamaktır.

Ördek tipi yaklaşım, kripto piyasalar geleneksel finansal piyasalar ile aynı şekilde çalıştığı sürece işlevsel olabilir. Teknolojik değişime rağmen, piyasa, kredi, likidite ve operasyonel riskler gibi finansal piyasalardaki temel riskler büyük ölçüde aynı kalmıştır. Ancak, devam eden finansal yeniliklerle birlikte, yeni risk kombinasyonları ortaya çıkabilir. Alternatif olarak, çekirdek riskler ancak yeni teknolojiyi kullanarak mümkün kılan biçimlerde ortaya çıkabilir. Her iki senaryoda ek özel düzenlemelere ihtiyaç duyulabilir. Benzer şekilde, küresel finansal kriz sırasında birbirine bağlı finansal piyasalardan kaynaklanan yeni riskler ön plana çıkarıldı. Altta yatan riskler aynı kalsa da, bireysel finansal kurumların korunmasının yetersiz olduğu ve ayrı bir makro ihtiyati tabakaya ihtiyaç duyulduğu açıkça ortaya çıktı.

Aslında, mevcut araştırmalar kripto piyasaların diğer unsurların yanı sıra aşağıdakileri temel alan yeni işlevselliklere yol açabileceğini öne sürüyor: (a) blokzinciri teknolojisinin spesifik özellikleri, (b) iş modellerinin yeni kombinasyonu ve (c) yeni dijital operasyonel zorluklar. Aşağıda, her bir özellik için örnekler sunuyoruz.

(a) Blockchain teknolojisi. Cong ve He (2018), blokların konsensüs üretimi, sınai organizasyon, akıllı sözleşme tasarımı ve güven politikaları üzerinde derin ekonomik etkileri olduğunu göstermiştir. Özellikle, geleneksel sistemde – büyük ölçüde sözleşmenin eksikliğinden dolayı – satıcılar, malları teslim etmenin başarısına bağlı fiyatlar teklif edemezler. Buna karşılık, blokzinciri, merkezi olmayan bir uzlaşma yoluyla, temsilcilerin hizmet sonuçlarına dayanarak sözleşme yapmalarını ve koşullu transferleri otomatik hale getirmelerini sağlar. Bu durum öngörülmeyen yeni çatışmalara yol açabiliyor.

Blokzinciri teknolojiisine has bir başka örnek, protokolde yanlışlıkla veya kasıtlı bir değişiklik olarak ‘çatallaşmanın’ ortaya çıkmasıdır. Bloklar ve zincirler arasında kalıcı bir sapma oluşabilir. Dijital olmayan dünyada bir çatallaşmaya doğrudan bir benzetme yapmak kolay değildir ve bu nedenle özel düzenlemelere ihtiyaç duyulup duyulmadığını dikkate almak gerekecektir.

(b) Yeni kombinasyon (iş modelleri ve yetki alanları). Kripto piyasaları klasik bir bankanın veya sigorta şirketinin değer zinciriyle sınırlamak yerine, güçlü ve artan bir çapraz segment genişlemesi ile karakterize edilir. Kripto varlıklara yönelik servis sağlayıcıların yüzde 57’sinin, müşterilerine entegre hizmetler sunmak için en az iki pazar segmentinde faaliyet gösterdiğini tespit edilmiştir. Kripto para birimlerinin birbirleri arasında yüksek oranda korelasyon gösterdiği – muhtemelen Bitcoin tarafından kripto-para birimi alanındaki bir aracın para birimi olarak işlev görmesinin neden olduğu – gözlemlenmiştir. Kripto para birimlerinin farklı davranışlarının, kendi düzenlemelerini haklı kılan yeni bir varlık sınıfının yükselişinin bir kanıtı olup olmadığını söylemek için henüz çok erken.

(c) Dijital finansal hizmetler ve piyasa değeri zincirinde yeni dijital operasyonel riskler ortaya çıkabilir. Dijital teknoloji ayrıca, yönetilmesi gereken kendi fayda ve risk kümesini ortaya koyan çok sayıda müşteri ve işlem verisinin (yani “büyük veriler”) üretilmesine ve analiz edilmesine olanak sağlar.

Özel düzenleme için ek bir ihtiyaç, dijital blokzinciri kayıtlarının fiziksel dünyada karşılığının tutulması gerektiği gerçeğinden kaynaklanabilir. Örneğin ICO yazılımlarının ve ICO açıklamalarının sıklıkla uyuşmadığını tespit edilmiştir, yasal çerçeve ile kod arasındaki bağlantıyı düzenleyerek yasal kesinliğin ortaya konması gerekmektedir.

Sonuç

Önceki yönetmelikte olduğu gibi, kripto piyasaların düzenlenmesi ya yatırımcı koruması, piyasa bütünlüğü ya da kripto piyasalarda istikrarın korunması ile doğrulanmalıdır. Bu nedenle – en azından başlangıçta – bir süre kripto piyasaları gözlemleyin, yenilikçiliği boğmamak için tedbirli yaklaşımlarda bulunun. Bununla birlikte, düzenlemenin uygun göründüğü durumlarda, düzenleyici geleneksel benzer faaliyetler için benzer düzenlemeler ile ilerlemelidir. Aynı zamanda, düzenleyicilere Duck Type yaklaşımında dikkatli olmaları tavsiye edilir. Düzenleyiciler, kripto piyasalar ve akademi arasında açık bir diyalog, teknolojiye dayalı yenilikçi yapıların kavramsal olarak ayrı bir şekilde düzenlenmesini gerektirebilecek yeni işlevselliklerin erken belirlenmesinde yardımcı olabilir.

Önemli Not: İlgili makale referanslar ve detaylar içermektedir. Bu özet makalenin tamamını içeren çalışmaya buradan ulaşabilirsiniz.