Japonya merkezli elektronik şirketi Ricoh, güç üretimini ve tüketimini gerçek zamanlı olarak takip ederek yenilenebilir enerji sistemlerini daha verimli getirmek için blokzinciri kullanan bir platform geliştirdiğini duyurdu.

2011’de gerçekleşen Fukuşima nükleer felaketi Japonya’yı büyük ölçüde fosil yakıtlara bağımlı hale getirdi. Ülkenin enerji konusunda kendi kendine olan yeterliliği, çoğu nükleer santralin kapatılmasıyla 2019 yılında %9,6’ya düştü. Dolayısıyla yenilenebilir enerji ve sistemlerinin kullanımını daha kolay ve verimli hale getirmek için artan bir talep var.

Bu enerji işlem yönetimi sistemi, Ricoh’un sera gazı emisyonlarını 2030 yılına kadar yüzde 63 oranında azaltmayı umduğu yaygın sürdürülebilirlik hamlesine olan bağlılığının bir parçası. Firma ayrıca 2050 yılına kadar karbon nötr olma sözü de vermişti.

Ricoh’un geliştireceği platform, üretimden tüketime kadar tedarik zincirinin her aşamasında yenilenebilir enerji seviyelerini izleyecek. Daha sonra bu bilgileri, sınırlı sayıda kuruluş tarafından görülebilen bir blokzincirine sabit bir şekilde kaydedecek.

Ricoh bu bilgileri enerji şirketlerine sunarak elektrik arzını daha iyi yönetmelerine olanak sağlayacak. Özellikle hava koşullarına bağlı olarak aşırı/yetersiz enerji ile başa çıkmayı umuyor.

Ayrıca şirket başarılı olursa, blokzinciri platformunun sonunda yenilenebilir enerji sertifikalarının (REC’ler) yerini alabileceğine veya en azından değiştirilemeyen doğru bilgiler sağlayarak maliyetlerini büyük ölçüde azaltabileceğine inanıyor.

Blokzincirinin enerji sektöründeki dönüştürücü etkisi